aldirmaz.sitemynet.com
ana sayfa iste ben DOCTOR FISH KANGAL KOPEGI seçtiklerim CE-ISO aybiş üyeler SMS-ozel linkler

iste ben

Çölde ki vaha; değil senin kadar,
Çevrende ki kum taneleri kadar yalnızım.
Senin kadar da değil çam ağacı;
O iğne yaprakların kadar yalnızım...

Ne acılar düşüyor yüzünden
Kırılmış sanki ince yerinden
Sıcacık bir yuvaydı hayali amma
O yalnız şimdi, yaralı derinden

s8.jpg

s7.jpg

s3.jpg

sevgileri yarınlara bıraktınız..cekingen tutuk, saygılı.bütün yakınlarınız sizi yanlıs tanıdı.. bitmeyen isler yüzünden (siz böyle istemediniz) bir bakıs bile yeterken anlatmaya herseyi, kalbinizi dolduran duygular kalbinizde kaldı..siz genis zamanlar umuyordunuz.cirkindi dar vakitlerde bir sevgiyi söylemek.yılların telaslarda bu kadar cabuk gececegi aklınıza gelmezdi..gizli bahcenizde acan cicekler vardı.
gecelerde ve yalnız.vermeye az buldunuz, yahut vakit olmadı

seni_seviyorum.gif

Tek bir şey istiyorum usta;
hani o yalnızlığında boğulmadığım severken üzülen
ama ayrılığa sitem etmeyen yalnızlığım vardıya.
Benden alınan o umutlarımı ve o yalnızlığı geri istiyorum usta. .
İşte görüyorsun, hayal perisiyle göçtü..
bu şekilde elimde tuttuğum umutlarım ve aşkım. . .
Geride kalan bir hiç. !

CV

ÖZGEÇMİŞ ' im

suleyman2.JPG

sen gözlerimdebirdamla yaşolsaydın
seni kaybetmemek için birömürboyuağlamazdım

ayrılığımız canını sıkmasın
yeniden bir araya gelmekiçin
ufak birgülümsemen yeterlidir

gökte yıldız çok ama ay bir tane
dünya da dost çok ama sen bir tanesin..

s6.jpg

s4.jpg

E-MAIL sorgula

Mesaj Defteri

Ad,Soyad:

E-mail:

Web Adresi:

Mesaj:

BU DÜNYA ACEP DERSHANEMİDİR
GÖRDÜĞÜM HERŞEY YARADAN DAN NİŞANEMİDİR
HER GELEN KAZIK ÇAKAR GİBİ
YOKSAM BİR BÜYÜK KERHANEMİDİR

birzamanlaraskerdik.jpg

KUR'AN-I KERİM DE SULEYMAN

SÂD [İ:38.30, R:38.30] Davûd'a Süleyman'ı armağan ettik. Ne güzel kul! Hep Allah'a sığınır, yakarırdı.
SÂD [İ:38.34, R:38.34] Yemin olsun ki biz, Süleyman'ı imtihan ettik, tahtının üstüne bir ceste bıraktık da o, tövbe ile Allah'a yöneldi.

--------------------------------------------------------------------------------
NEML [İ:48.15, R:27.15] Yemin olsun, biz, Davûd'a da Süleyman'a da bir ilim verdik. Onlar şöyle dediler: "Bizi, mümin kullarının bir çoğundan üstün kılan Allah'a hamd olsun."
NEML [İ:48.16, R:27.16] Süleyman, Davûd'a mirasçı oldu ve şöyle dedi: "Ey insanlar, bize kuşların dili öğretildi ve bize herşeyden biraz verildi. Kuşkusuz bu, apaçık lütfun ta kendisidir."
NEML [İ:48.17, R:27.17] Cinlerden, insanlardan ve kuşlardan orduları, Süleyman'ın huzurunda bir araya getirildi. Onlar, düzenli bir biçimde sevk ediliyorlardı.
NEML [İ:48.18, R:27.18] Karınca vadisine geldiklerinde bir karınca şöyle seslendi: "Ey karıncalar! Yuvalarınıza girin ki, Süleyman ve orduları farkında olmayarak sizi ezmesinler."
NEML [İ:48.19, R:27.19] Bunun üzerine Süleyman, karıncanın sözüne güldü ve dedi: "Rabbim, bana ve ebeveynime lütfettiğin nimetine şükretmeme, hoşnut olacağın hayırlı ve barışçıl bir iş yapmama imkân ver. Ve rahmetinle beni iyilik ve barışı seven kullarının arasına sok."
NEML [İ:48.27, R:27.27] Süleyman dedi: "Doğru mu söyledin yoksa yalancılardan mısın, göreceğiz!"
NEML [İ:48.36, R:27.36] Elçi, Süleyman'a geldiğinde, o dedi ki: "Siz bana bir mal ile mi destek veriyorsunuz? Allah'ın bana verdiği, size verdiğinden daha kıymetlidir. Sizin hediyenizle, benden çok siz ferahlarsınız."
NEML [İ:48.38, R:27.38] Süleyman, kurmaylarına dedi ki: "Onlar teslim olup huzuruma gelmeden önce, o kadının tahtını hanginiz bana getirebilir?"
NEML [İ:48.40, R:27.40] Kendinde Kitap'tan bir ilim olan kişi de şöyle dedi: "Ben onu sana, gözünü açıp yumuncaya kadar getiririm." Derken Süleyman, tahtı, yanında kurulmuş görünce şöyle konuştu: "Rabbimin lütfundandır bu. Şükür mü edeceğim, nankörlük mü diye beni denemek istiyor. Esasında, şükreden, kendisi lehine şükretmiş olur. Kim de nankörlük ederse bilsin ki, Rabbim Ganî'dir, cömerttir."
NEML [İ:48.44, R:27.44] Ona denildi: "Köşke gir!" Melike onu görünce su sandı ve baldırlarını açtı. Süleyman dedi ki: "O, cilalı sırçadan yapılmış bir parlak avlu/zemindir." Melike dedi: "Rabbim, doğrusu ben öz benliğime zulmetmişim. Artık Süleyman'la birlikte, âlemlerin Rabbi olan Allah'a teslim oluyorum."

--------------------------------------------------------------------------------
EN'AM [İ:55.84, R:6.84] Biz ona İshak'ı ve Yakub'u hediye ettik. Hepsini doğruya ve güzele kılavuzladık. Daha önce Nûh'a ve onun soyundan olan Dâvud'a, Süleyman'a, Eyyûb'e, Yûsuf'a, Mûsa'ya, Hârun'a da kılavuzluk etmiştik. Güzel düşünüp güzel davrananları böyle ödüllendiririz biz.

--------------------------------------------------------------------------------
SEBE' [İ:58.12, R:34.12] Süleyman için de sabah gidişi bir ay, akşam dönüşü bir ay olan rüzgârı görevlendirdik. Onun için erimiş katran/bakır kaynağını sel gibi akıttık. Cinlerden öylesi vardı ki, Rabbinin izniyle onun önünde iş yapardı. Onlardan hangisi buyruğumuzdan yan çizse, alevli ateş azabını kendisine tattırdık.
SEBE' [İ:58.13, R:34.13] Onlar Süleyman için, mihraplardan/kalelerden, heykellerden, havuzlar gibi çanaklardan, yerinden kaldırılamaz kazanlardan ne dilerse yaparlardı. Ey Davûd ailesi, şükür olarak iş yapın! Kullarım içinden şükredenler o kadar az ki!
SEBE' [İ:58.14, R:34.14] Sonunda, Süleyman için ölüm hükmünü verdiğimizde, onun ölümünü, değneğini yiyen dâbbetül arzdan/ağaç kurtçuğundan başkası onlara göstermedi. Süleyman yere yığılınca, açıkça anlaşıldı ki, eğer cinler gaybı bilmiş olsalardı, o alçaltıcı azap içinde bekleyip durmazlardı.

--------------------------------------------------------------------------------
ENBİYA [İ:73.78, R:21.78] Ve Dâvud ile Süleyman... Hani, halkın davarının yayıldığı ekinler hakkında hüküm veriyorlardı da biz hükümlerine tanıklar olmuştuk.
ENBİYA [İ:73.79, R:21.79] Onu Süleyman'a derhal kavrattık. Herbirine hükümdarlık ve bilgi verdik. Dâvud'a dağları boyun eğdirdik. Kuşlarla beraber tespih ediyorlardı. Yapmak isteyince yapanlarız biz.
ENBİYA [İ:73.81, R:21.81] Ve Süleyman'a kasırgayı boyun eğdirdik. İçini bereketlerle doldurduğumuz toprağa doğru onun emriyle akıp giderdi. Herşeyi bilenleriz biz.

--------------------------------------------------------------------------------
BAKARA [İ:92.102, R:2.102] Süleyman'ın mülk ve saltanatı konusunda onlar, şeytanların okuyup durduklarına uydular. Halbuki Süleyman küfre sapmamıştı. Ancak şeytanlar küfre sapmıştı; insanlara büyüyü öğretiyorlardı. Ve Babil'de Hârût ve Mârût adlı iki melek üzerine indirileni öğretiyorlardı. Oysaki o iki melek, "Biz bir imtihan aracıyız, sakın küfre sapma!" demedikçe hiç kimseye bir şey öğretmiyorlardı. İnsanlar onlardan erkekle eşinin arasını açacakları şeyi öğreniyorlardı. Ne var ki, onlar onunla Allah'ın izni olmadıkça hiç kimseye zarar veremezler. Onlar kendilerine zarar vereni, yarar vermeyeni öğreniyorlardı. Yemin olsun ki, onu satın alanın âhirette hiçbir nasibi olmayacağını açıkça bilmişlerdir. Öz benliklerini sattıkları şey ne kötüdür! Bir bilebilselerdi!

--------------------------------------------------------------------------------
NİSA [İ:98.163, R:4.163] Biz, tıpkı Nûh'a ve ondan sonraki peygamberlere vahyettiğimiz gibi sana da vahyettik. Biz İbrahim'e, İsmail'e, İshak'a, Yakub'a, torunlarına, İsa'ya, Eyyûb'e, Yûnus'a, Hârun'a, Süleyman'a da vahyettik. Dâvud'a da Zebur'u verdik.

--------------------------------------------------------------------------------

daha fazla resim

aldirmaz@mynet.com

süleyman ALDIRMAZ
0 535 5808254
icq 151667442
icq 75929242

Copyright © 2003 by aldirmaz